Anasayfa » Kadınca » Güncel Haberler » İki Yüzlü Demokrasi Oyunu

İki Yüzlü Demokrasi Oyunu

İki Yüzlü Demokrasi Oyunu

veyis-ö.-ErtuğNedense tüm siyasi partilerin kendilerine göre bir demokrasi tanımı var. Herkes işine geldiği yerinden kendine pay alıyor. Yani nalcının keseri gibi kendine yontuyor demokrasi tanımını. Bu kadar demokrat ve halkın temsiline önem veren partilerimizin kadın temsiline gelince demokrasiyi hiçe saymaları çok ironik.

Evet kadın temsili eskisine nazaran daha iyi bir seviyeye geldi. Ama hala kadın temsilinin yeterli düzeyde olduğu söylenemez. Madem bu ülkenin yarısını oluşturuyor kadınlar. O zaman neden bu ülkeyi yöneten mecliste aynı oranda temsil edilmiyorlar.

Kadını siyasetten dışlayan ya da şöyle diyelim kadın söylemini bakışını siyasetin, hayatın dışına iten eril bakışın toplumsal hakimiyeti günümüz iktidarında daha da genişledi, belirgin hale geldi. Ama ortaya çıkan siyasi parti listeleri sonrası bir şekilde iktidar değişse bile ataerkil bakışın çok bir şey kaybetmeyeceğini gösterir nitelikte.

AKP rakam yalanlarıyla kadına yer verdiğini söylüyor. Ama daha kadın erkek eşitliğine inanmayan bir partiden söz ediyoruz. Uğur Işılak isimli eski “sanatçı” yeni milletvekili adayı çıkmış, erkek kadının sahibidir diyebiliyor. Balık baştan kokar, şaşırmamak lazım. Hep diyorum, bu ülkenin erkek ve kadınları içten içe böyle düşünüyor. Onun için, aynadaki yansımamıza iyi bakmamız lazım. Hak ettiğimiz şekilde yönetiliyoruz demiyorum. İktidar halkın aynadaki silüetidir diyorum yanlış anlaşılmasın.

CHP, ön seçimde kadın adaylardan ücret almadı, ön seçim sonrası kadınları liste başlarına yerleştirdi. Doğru ve güzel bir adım. Ama ne parti meclisinde ne de aday sayısında yeterince kadın yok. Evet kadınlar yeterince siyasete katılmıyor. Peki ama kadını toplumda ikinci plana atınca ne olmasını bekliyorduk.

Kadın hakları için mücadele edenler sadece kadınlar olduğu sürece ne siyasi ne de toplumsal bir gelişme beklemeyelim. Erkekler kendi iktidarlarını kaybetmemek adına kadının ikinci plana atılmasına ses çıkarmıyor. Ama bilmedikleri kadının güçlü olmadığı bir toplumun geleceği de çalınmıştır. Bana kalırsa memleketteki bütün sorunların temeli aileden ve kadına bakıştan ileri geliyor. Bu bakış açımız değişmediği sürece toplumsal hayattaki sorunları halletmemiz mümkün değil.

Yani önce kendimize, içimize dönmemiz kendi günahlarımızın farkına varmamamız gerekiyor. Kendiyle hesaplaşamayan bireyin toplumsal sorunlarla hesaplaşması yüzeysel olacaktır.

Hayatında kadına cinsiyetçi yaklaşan bir adamın kadın haklarını savunması gibi. Ensest ve aile içi şiddete yüzümüzü korkmadan dönebildiğimiz zaman her şey yoluna girecektir. Ama riyakar ahlak anlayışımızın buna izin vereceğini düşünmüyorum.

Biz sandıkta oy vererek bir şeyleri değiştirebileceğimize inanmaya devam edelim. Kendi günahlarımızın üstünü örtüp başkalarını kusurunu görmeye. Kadını cinsel obje yerine koyup özgürlük masalları anlatmaya devam edelim. Belli olmaz belki binlerce yıl sonraki torunlarımız masal diye anlatır tüm bu riyakarlığımızı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>