Anasayfa » Kadınca » Güncel Haberler » ANNELERİN DOKUNULMAZLIĞI ÜZERİNE

ANNELERİN DOKUNULMAZLIĞI ÜZERİNE

 

ANNELERİN DOKUNULMAZLIĞI ÜZERİNE

veyis-ö.-ErtuğBir ağlama sesi duyuldu uzaktan. Anne telaşlı telaşlı yatağından kalktı ve koştu biraz ötesinde yatan evladının imdadına. Altına yapmıştı yaramaz yine. Kolay değildi annelik ve her şey yeni başlıyordu kadın için…

Annelik kadının en büyük değişimlerinden biri. Tüm dünyaya karşı yavrusunu koruyan görünmez bir kalkanı vardır annelerin. Bazılarına göre bir dualarla bazılarına göre ise temiz bir yüreğin vicdanıyla örülmüş bir kalkan.

Kadın belki dünyanın en lanet insanı bile olsa mesela anne olduğunda dünyanın geri kalanından sakladığı o vicdanlı yüreği ortaya çıkıyor. Bilim insanları bunu genetik kodlamaları ve dişilerin çocukları hayata hazırlama işleviyle açıklamaya çalışıyor. Annelik bilime göre sadece bir içgüdüden ibaret olabilir. Ama bu kadar basit değil bana göre.

Kadın fizyolojik ve psikolojik olarak yeni doğan insan yavrusuna bakabilecek meziyete ve duygusal bağa sahip bu doğru. Ama işin içinde toplumunda kadına bu rolü zorunlu olarak biçmesinin payı var. Evet bu payı biçmesi bir şekilde annelerin dokunulmaz bir yere ulaşmasını sağladı. Ama tam tersine bir insanı yaralamanın, canını acıtmanın en kolay ama rezil yoluda annelerden geçiyor. Hemen hemen tüm toplumlarda anneler üzerine edilmiş büyük bir küfür külliyatı var. Ve büyük bir meziyet gibi bu küfürleri ağzımıza pelesenk ediyoruz.

Annelerin bu evlatlarına olan bağlılığı uzun süre kadının sesini yükselmesine ve kendi kararlarını verebilmesine de set vurdu. Bugünlerde ise tüm annelik vicdanına rağmen boşanmış aileler çoktan toplumsal moda haline geldi.

Kadınların çalışmasını ve sesini çıkarmasını, hakkını aramasını ailelerin dağılmasına neden olarak gösterenler var mesela. Bunların iktidar milletvekili olması veya iktidar yanlısı yayın organlarında bu fikirlerini ifade etmeleri korkutucu. Memlekette gittikçe dozajını arttıran bir erkek şiddeti var. Sesi artık daha gür çıkan kadın eskisi gibi susmayınca mı aile dağılıyor acaba. Eşlerine ve çocuklarına dayak atan bu adamlar neden herkes tarafından korunuyor.

Kapıcılar kralı filminde olduğu gibi önce kadına şiddet var diye bağırıp sonra şiddet uygulayana eyvallah çekince olmuyor işte. Her erkek kendi annesine babası dayak atsa nasıl hissedeceğini düşünse belki bir nebze sorun çözülecek. Ama annenin kutsallığına karşılık kocanın yanında kadın onun kulu kölesi olarak görülüyor. Kültürel kodlarımız böyle yapacak birşey demekle çözülmüyor bu işler. Sığınma evlerinin sayısı artmalı, erkek şiddetine daha caydırıcı cezalar verilmeli ve tehdit edilen kadın korunmalı. Ve daha bir çok şey. Hangi parti çıkıp Türkiye’nin bu önemli sorunu için bir çözüm getirdi mesela. Ben hatırlamıyorum doğrusu. Yakında bir seçim var ama kadına yönelik şiddete dair bir kelam edildiğine şahit olmadım.

Kadın yine güzele bakmak sevaptır niteliğinde bir konu mankeni olarak toplumsal bilinçaltındaki yerini aldı kısacası. Anne olduğunda bereket tanrıçası olarak kutsanan annenin kadın olduğu anlaşıldığında tahtından alaşağı edilmesi garip ama dünyanın gerçeği.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>